KEHF SURESİ 110. AYET
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile
De ki: " Ben ancak sizin gibi bir insanım. Yalnız 'İlahınız bir İlah'dır.' diye bana vahiy olunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse , yararlı bir iş yapsın ve Rabbine yaptığı ibadete kimseyi oratk etmesin!"
SEYYİD KUTUP FİZİLALİ-L KURAN
De ki; Ben de tıpkı sizin gibi bir insanım, yanız bana vahiy yolu ile ilahınızın tek Allah olduğu bildiriliyor. Buna göre kim açık alınla Rabb'inin huzuruna çıkmayı istiyorsa, iyi ameller işlesin ve kulluk görevlerinde hiç kimseyi Rabb'ine ortak koşmasın.
İşte bu her şeyden ulu, her şeyden yüce ilahlık ufkudur. Bu ufuk nerde, peygamberlik ufku nerde? Çünkü peygamberlik ne de olsa insanlığa özgü bir ufuktur...
De ki, `ben de sizin gibi bir insanım. Yalnız bana vahyediliyor.
Bu ulu ufuktan mesaj alan bir insan... Kuruması sözkonusu olmayan bu kaynaktan bilgisini alan bir insan... Dostundan ve önderinden aldığı yol gösterici vahyin belirlediği sınırları aşmayan bir insan... Öğretilen, öğrenen ve öğreten bir insan... Şu halde bu aydınlık ufkun yakınına uzanmak isteyenler, en yüce ufuktan mesaj alan peygamberden öğrendiği şeylerden yararlansınlar. O yüce ufka ulaşmak için bu yolu izlesinler. Çünkü başka yol yoktur:
Buna göre kim açık alınla Rabb'inin huzuruna çıkmayı istiyorsa, iyi ameller işlesin ve kulluk görevlerinde hiç kimseyi Rabb'ine ortak koşmasın.
İşte ulu buluşmaya gitmek için, gerekli olan geçiş vizesi budur.
Böylece vahiy ve Allah'ın tek ilah olduğu ilkesi ile başlayan Kehf suresi, basamak basamak derinleşen, gittikçe daha kapsamlı hale gelen bu melodilerle son buluyor. En sonunda yeralan bu kapsamlı ve derin melodi ise, büyük inanç korosundaki diğer nağmelerin etrafında yoğunlaştığı asıl mesaj işlevini görüyor.
ÖMER NASUHİ BİLMEN KURAN-I KERİM'İN TÜRKÇE TEFSİRİ
Ey Yüce Peygamber!.. İnsanlara (de ki: Ben ancak sizin gibi bir insanım) ben de Cenab-ı Hak'kın bütün kelimelerini bilemem, olmayan bir şeyi icada, gaybı bildirmeye kadir değilim, ben öyle bir iddiada bulunamam, Rabbim bana neyi bildirirse, neyi emreder ve yasaklarsa ben onları bilirim (bana) o Yüce Mabud tarafından (vahyolunuyor ki, sizin ilahınız) kendisine ibadetle mükellef bulunduğunuz Yaratıcınız (ancak bir ilahtır) onun hiçbir hususta ortak ve benzeri yoktur. İlahlık, mabudluk, yaratıcılık ancak ona mahsustur. (Artık her kim, rabbinin manevî huzuruna ermek niyazında bulunur oldu ise)
Evet.. Herhangi bir kul, o Yüce Yaratıcısından korkar, ona isyandan kaçınır, onun rahmetini niyaz eder, onun manevî huzuruna ermek temennisinde bulunursa (iyi amel istesin) Allah rızasına uygun hareketlerde bulunsun (ve Rabbinin ibadetine hiçbir kimseyi ortak edinmesin) tam bir ihlas ile kulluk vazifesini ifaya çalışsın. Ne o Yüce Yaratıcı ile beraber başkalarına da ibadette bulunarak öyle açık bir şirki istesin, ne de ona -buna gösteriş için riyakârca bir şekilde hareket ederek bir gizli şirki tercih eylemiş bulunsun.
Bir kula lâzım olan şudur ki: Sırf Allah rızasını kazanmak için, O Yüce Yaratıcısına kulluk sunmak için. Ihlaslı bir şekilde ibadet ve itaate devam etsin ve bu cümleden olarak Kur'an'ı Kerim'in bütün böyle mübarek sûrelerini tam bir saygı ile okumaya devam eylesin. İşte insanlığın saadeti ancak bu sayede meydana gelir, müminlerin kalplerinde lâhûti bir nur bu vesile ile tecelli eder durur. Ve başarı Allah'tandır.
Bu haber 24/05/2008 tarihinde eklenmiştir.