Son Dakika: WEB SİTESİ OLMAYANLARA FIRSAT
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye GirişHostingWeb Tasarımİletişim
Arşiv Online Ziyaretçi: 1644 kişi  
Güncel
Ayetler
Hadisler
Tarikatlar
Cemaatler
Soru-Cevap
Sonsuz Nur
Halifeler
Alevilik
Kadın Hakları
İslamda Cinsellik
Tesettür
Medya
Dergiler
Kitaplar
Kur'an Dinle

KEHF SURESİ 23 - 24


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile

Hiçbirşey için sakın: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım." deme ! Ancak: " Allah dilerse yapacağım." de ! "Umulur ki, Rabbim beni doğruya bundan daha yakın olan bir bilgiye ulaştırır." de !


SEYYİD KUTUP FİZİLALİ-L KURAN


23- Hiçbir iş hakkında Bunu yarın yapacağım deme.


24- Bunun yerine, Allah dilerse (inşaallah) yarın bu işi yapacağım de. Böyle demeyi unuttuğunda ise Rabb'ini an ve Umarım ki, beni şimdikinden daha çok doğruya yaklaştırır de.


Kuşkusuz her hareket, her kıpırdama, daha doğrusu canlıların alıp verdikleri her nefes, yüce Allah'ın iradesine bağlıdır. Gaybın perdesi, içinde bulunulan anın ötesini örtmekte, bilinmesine imkân vermemektedir. İnsanın gözü gayb perdesinin ötesine uzanamaz, insan aklı da birçok şeyi bilmesine rağmen bu konuda yetersïzdir, yorgun ve başarısızdır. Şu halde insan yarın bunu yapacağım dememelidir. Çünkü yarın Allah'ın bilgisine ait gaybın kapsamındadır. Gaybın perdesi ise sonuna kadar kapalıdır.

Kuşkusuz bu insanın yerinde oturup geleceği düşünmemesi, gelecekle ilgili planlar kurmaması, günübirlik yaşaması, sadece içinde bulunduğu anı değerlendirmesi, hayatının geride kalan kısmı ile bugünü ve yarını arasında bir bağlantı kurmaması anlamına gelmez. Kesinlikle böyle bir şey sözkonusu değildir. Bunun anlamı, insanın bir şey yaparken gayb gerçeğini ve onu yönlendiren iradeyi hesaba katmasıdır; bir şeye karar verip bu kararından dolayı yüce Allah'ın iradesinden yardım dilemesidir, yüce Allah'ın elinin kendi elinden üstün olduğunun bilincinde olmasıdır, yüce Allah'ın iradesinden yardım dilemesidir, yüce Allah'ın taktir ettiği planın kendisinin öngördüğü plandan farklı olabileceğini gözardı etmemesidir. Şayet yüce Allah onu verdiği kararında başarılı kılarsa, bu onun açısından iyi bir sonuçtur. Yok eğer yüce Allah'ın iradesi onun plânından farklı bir şekilde cereyan ederse o zaman üzülmemeli, karamsarlığa kapılmamalıdır. Çünkü isin başı da sonu da Allah'ın iradesinin kapsamındadır.

İnsan istediği gibi düşünebilir, gelecekle ilgili olarak dilediği gibi plânlar kurabilir. Ama, yüce Allah'ın imkân tanıması sonucu düşünebildiğinin, O'nun yardımı ile plân kurduğunun ve yüce Allah yardım etmediği sürece düşünemeyeceğinin, herhangi bir plân kuramayacağının bilincinde olmalıdır. Kuşkusuz bu durum, tembelliğe, rahata, düşkünlüğe, zayıflığa yahut gevşekliğe yolaçmaz. Tam tersine, insanın kendine güvenmesi, kedini daha güçlü hissetmesi, dirençli ve kararlı olması yönünde teşvik edici bir rol oynar. Bununla beraber gaybı örten perde açılıp yüce Allah'ın planının kendi planından farklı olduğu ortaya çıkarsa, insan yüce Allah'ın hükmünü hoşnutlukla, içtenlikle ve teslimiyetle karşılamalıdır. Çünkü daha önce bilinmeyen, perdenin açılması sonucu ortaya çıkan temel budur.

İslâmın müslüman kalbi ele alırken, onu eğitirken uyguladığı yöntem budur. Müslüman kalp düşünürken, herhangi bir konuda plân kurarken, kendini tek başına, yapayalnız hissetmez. Bu düşüncesi sonuç verir ve plânı başarıya ulaşırsa şımarmaz, gurura kapılmaz. Plânı sonuçsuz kaldığında, düşüncesi ile başarısızlığa uğradığında ise, üzülmez, karamsarlığa kapılmaz. Müslüman kalp her durumda Allah'a bağlılığını korur, O'na dayanmanın kendisine güç verdiğinin bilincinde olur, kendisini başarıya ulaştırmasından dolayı O'na şükreder, O'nun kaza ve kaderine içtenlikle teslim olur. Hiçbir zaman şımarmaz, asla karamsarlığa kapılmaz.

Unuttuğunda ise Rabb'ini an.

Bu direktifi ve gözönünde bulundurulması gereken bu hedefi unuttuğu zaman hemen Rabb'ini an, O'na dön.

Umarım ki, beni şimdikinden daha çok doğruya yaklaştırır de.

Kalbin ilgi duyduğu, yöneldiği her şeyde sürekli Allah'a bağlı kalmasını sağlayan düşünme yöntemine ulaştırır.

Ayette yeralan umulur ki kelimesi ile yaklaştırır kelimesi kalbin ulaştığı bu düzeyin yüksekliğini ve aynı zamanda her durumda bu düzeye yükselmeye çaba sarfetmenin zorunluluğunu göstermeleri amacı ile yer alıyorlar.

Buraya kadar, bu gençlerin mağarada ne kadar kaldıklarını henüz öğrenmiş değiliz. Ama artık öğreniyoruz, hem de doğrusunu öğreniyoruz.

ÖMER NASUHİ BİLMEN KURAN-I KERİM'İN TÜRKÇE TEFSİRİ


23. Ve bir şey hakkında: Ben bunu elbette ki, yarın yapacağım deme.
23. Bu mübarek âyetler, her işte başarı sağlamanın ve herhangi bir şeyden haberdar olmanın ancak Cenab-ı Hak'kın dilemesiyle olacağını bildirmektedir. Ashab-ı kehf in mağaradaki uyuma müddeti de ancak her şeyi hakkiyle bilen, kulları hakkında bağımsız koruyucu olup ortaktan uzak olan Hak Teâlâ'nın bildirdiği şekilde olduğunu beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: (Ve) Resulüm!. Yapmak veya haber vermek istediğin herhangi (birşey hakkında ben bunu elbette ki, yarın) yani: gelecekte (yapacağım deme) öyle kesin bir şekilde söz verme. Çünkü yarın ne olacağı meçhuldür. İhtimâl ki, insan ölür veya bir mania karşısında kalır da o sözünü yerine getirmeğe muvaffak olamaz. Takdiri ilâhînin nasıl tecelli edeceği, ortaya çıkmadan önce bilinemez. Bu emir Resûl-i Ekrem vasıtasiyle bütün ümmetine yöneliktir.
§ Rivayete göre Yahudilerin teşvikiyle Mekke ahalisi, Peygamber efendimizden ruha, ashab-ı kehfe ve Zülkarneyn'e dair malûmat istemişler. Pesûl-i Ekrem de onlara dair size yarın haber veririm diye buyurmuş. İnşallah dememiş, bunun üzerine on beş gün veya kırk gün ilâhî vahiy gecikmeye uğramıştı.

24. Ancak Allah Teâlâ dileyecek olursa = yapacağım de. -Ve unuttuğun vakit Rabbini zikret ve de ki: Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir dosdoğru hayra - bir muvaffakiyete -eriştirir.

24. Evet.. Öyle kesin bir vaatde bulunmamalıdır. (Ancak Allah dileyecek olursa) yapacağım veya haber vereceğim demelidir. İnşallah demekten gaflet etmemelidir. Çünkü aksi takdirde o üstlenilen şey belki yapılamaz, insan sözünden dönmüş olur. (ve unuttuğun vakit) inşallah demeyi unuttuğun, sonra da hatırladığın zaman (Rabbini zikret) hemen yin inşallah demekte bulun. Bu takdirde Allah'ın adı ile teberrukte bulunulmuş olur ve insan gaflet günahından kurtulur. Fakat boşama, azat etme gibi muameleler hususunda böyle bir istisnanın tehiri geçerli değildir.

Meselâ: bir kimse, eşine: Seni boşadım dese şer'an derhal boşama gerçekleşir. Daha sonra inşallah dese bu geçerli sayılarak boşama hadisesi ortadan kalkmaz. Çünkü aksi takdirde hiçbir anlaşmaya ve muameleye ait sözlerin kıymeti kalmaz. Bütün yüce fakihler bu görüştedirler.

Evet.. Cenab-ı Hak'ki daima zikret (ve de ki: Umulur ki: Rabbim beni bundan) bu sual edilen ashab-ı kehf'e ve saireye ait haberlerden (daha yakın) benim peygamberliğime daha çok dalâlet eden (bir dosdoğru habere) bir muvaffakiyete (eriştirir) beni bir nice hârikalar göstermeye nail kılar. Nitekim de kılmıştır. Evet, ashab-ı kehf'in kıssasından daha büyük, daha zahir olan bir kısım yüce peygamberlerin kıssalarından hebardar buyurulmuş ve geleceğe ait birnice hadiselere dair bilgiler vermiştir.

Bu haber 24/05/2008 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Yazarlar
Hekimoğlu İsmail
HAKİKİ DOSTUMUZ NAMAZ
Ahmed Şahin
İSLAM'A HİZMET, İNSANA HİZMETLE OLUR !
Fethullah Gülen
GÖRÜLMEMİŞ HESAPLARLA ÖTEYE GİTMEYİN !
Abdullah Aymaz
BU BAŞKA BAHAR
Hayrettin Karaman
TASAVVUF VE TARİKATLER
Mehmed Paksu
MİRAC
Abdullah Büyük
GÜNAH
Necmettin Şahiner
Şaban Döğen
EŞSİZ BİR LEZZET
Necdet İçel
AKIL VE VAHİY
Cevat Akşit
Mustafa İslamoğlu
SORU SORMANIN USUL VE ADABINA DAİR
Ahmed Akgündüz
EFENDİMİZ'DEN MEKTUP
Sefa Saygılı
İNANÇ, İYİLEŞTİRİR.