GERÇEK MÜ'MİN
YERYÜZÜ İBADETHANE; MÜ’MİNİN YAPTIĞI HER İŞ İBADETTİR
1. Dini, hayatımızın neresine koyduk, bu hususu hiç düşündük mü? Aynı paralelde ikinci sorumuz: İbadet hayatımız kimin emrinde icra edilmektedir ?
2. İbadet; kişinin dini duygu, düşünce ve inancının davranış halindeki bir göstergesidir.
3. Dini inanışın dış ifadesi ibadettir. Mükellefin, nefsinin arzusu aleyhine, Rabbine ta'zim için yapmış olduğu davranışlara ibadet denir.
4. “Saygı, itaat ve tazim, mertebelerin en yücesi-dir. Böyle bir şey ise yalnızca Allah'a yapılır, yalnız Allah'ın hakkıdır.”( A.Hamdi Akseki)
5. “İnsanın ruhen ve cismen, zâhiren ve bâtınen bütün mevcudiyetiyle yalnız Allah'a yaptığı şuurlu bir taat ve yakınlıktır.”( M.Hamdi Yazır.)
6. Kur'an, ibadetlerin bir kurtuluş garantisi değil, bir kurtuluş ümidi oluşturduğuna dikkat çeker. İnsanı Allah karşısında kafa tutar bir tarza girmemek hususunda uyarır:
7. “ Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin. Bu sayede korunmanız umulur.” (2 Bakara suresi,21)
8. “Allah'a ibadeti başınıza bela haline getirme-yin.” (Ebu Derda. A.B.Mubarek. K.Zühd ve Rekaik: 541)
9. Sırr-ı ubudiyet : Kulluk sırrı.
10. Yani Rabbimizin, amellere yüklediği manaları hikmetleri, biz kullar bilemeyiz. Ama sırf emrettiği için onların gereğini yapar ve kul olduğumuzu ispat ederiz.
11. Kulluk vesilesiyle, kalbimizi, ruhumuzu, his-simizi ve sırrımızı besleriz.
12. İbadetlerde “ taabbudilik ” söz konusudur. Yani, hikmet ve maslahatları ne olursa olsun, onları anlasın ya da anlamasın, nasıl bildirildi ve emredildi ise ona göre hareket etmek ve o emirde kendi aklının almadığı daha pek çok hikmetler olabileceğini düşünmek esastır.
13. İnsan, ister ibadetlerini, ister günlük hayatta yapageldiği şeyleri taabbudilik anlayışı ile yapar-sa, kendisini hâlisâne kulluk ruhuna alıştırmış olur.
14. Bu hal, adetleri, ibadete çevirme hareketidir.
15. İbadetlerde, Rabbimizle aramızdaki müna-sebete bakmalı ve dikkatli olmalıyız: Riya, süm'a ve ucûbe karşı dikkatli olmalıyız.
16. İlimce diğer insanlardan üstün olan kimseye yakışan, amelce de onlara üstün olmasıdır.( Hasan Basri.)
17. Kendisine bakılınca Allah ve ahireti hatır-lama hadisesi önemlidir.
18. Abdühu ve Rasülühü---- Esra bi abdihi---Ve evha ila abdihi ma evha. Tüm bu ayetlerde, “abd” kelimesi “rasül” kelimesinin önünde zikredilmiştir.
İBADET HAYATIMIZDA MANEVİ TAKVİYEYE ÖRNEKLER:
1. “ Ben onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum..” (Buhari-Nevevi:1/129)
2. “Kim Bana bir karış gelirse, Ben ona bir zira yaklaşırım; kim Bana bir zira yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım; kim Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak gelirim.” (Kudsi hadis - Buhari).
3. “Kim Allah ve Rasülüne inanır, namazı kılar, Ramazan orucunu tutarsa, Allah onu cennete koyar. İster Allah yolunda cihat etsin, ister doğduğu mem-lekette otursun.” (Buhari-Tirmizi-Tac:4/326)
4. “ Kişinin imtihanı ailesinde, malında, çocuğunda, kendinde ve komşusunda olacak; bunlara oruç, namaz, zekat, iyiliği emir ve kötülükten nehiy kefaret olur. “ (Buhari/ 1895)
5. “ Adamın biri geldi ve : Bana öyle bir amel söyle ki, yapınca cennete gireyim, dedi. Efendimiz: “ Allah'a ibadet eder, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, farz namazlarını kılarsın, farz olan zekatını verirsin, Ramazanda oruç tutarsın, buyurunca, :' Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bunlara bir şey eklemeyeceğim, dedi. Adam ayrılınca efen-dimiz:
6. “ Kimi cennetlik birini görmek sevindirecekse, şu adama baksın, buyurdu. (Buhari-Müslim-Nesai. Tac: ¼)
HAYAT BOYU SÜREN BİR HİZMET
1. Hayatımızda attığımız her adımda Allah'ın emirlerini, kanununu takip eder ve bu kanuna aykırı olan yasalara itaat etmeyi reddetmekle mü-kellefiz. Yaptığımız her şey O'nun gösterdiği şekilde olmalıdır. İbadet ancak ondan sonra hayatımızda yer alabilir.
2. Böyle bir hayatta, yaptığımız her şey, ama her şey ibadettir artık: Uyumak, uyanmak, yemek, içmek, çalışmak, dinlenmek, susmak, konuşmak... hepsi ibadettir.
3. Hanımımızla olan ilişkilerimiz, çocuklarımızı öpmemiz bile Rabbimize bir hizmettir, bir ibadettir.
4. Kısaca, hayatımızda ibadet etiketinin yapıştırılmayacağı bir yerimiz kalmaz.
5. Bir taşı ya da başka bir şeyi insanlara zarar vermesin diye yolun dışına atmak; hasta bir insanı tedavi etmek, kör bir insana yol göstermek, acı çeken bir insana yardım etmek, yalan söylemekten, insanların arkasından konuşmaktan, alay ve iftira etmekten kaçınmak, insanları incitmekten çekinmek; doğru ve adaletli konuşmak, bütün bunlar birer ibadettir.
6. Müslüman bir insan için ibadetin tatili yoktur, belirli bir şekli de yoktur, söylediği ve yaptığı her şeyle Allah'a hizmet etmektedir. Yani,” şu zamanlarda Allah'ın kuluyum, şu zamanlarda değilim,” deme tavrının olması mümkün değildir.
7. Böyle bir usül ve onurlu bir tavır ile sürdü-rülen bir hayat yani ibadet yani kulluk, müslümanı daha büyük ibadetlere hazırlar. Onlar, hayatı ibadete çevirmenin adeta araçlarıdır.
İslam dininde ibadet anlayışı ve yolu oldukça geniştir.
Dinimizde ibadet, bir takım sembollerle sınırlandırılmış, belli alanları kapsamış şeklinde bir anlayışla tarif edilemez. Bu semboller, farz kı-lınan ibadetlerin sadece bir parçası olabilir.
“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, ortağı olmayan âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”(6 En'am suresi:162-163)
Namaz ve kurban-sembolleri temsil ediyor, fakat gaye bundan daha büyüktür. Gaye, ölünceye kadar, hayatın tümünün, hatta bizzat hayatın, ortağı olmayan Allah'a yönel-tilmiş bir ibadet olmasıdır. Yani ibadet, anlayış ve yol, her anı, her işi, her fikri ve her duyguyu kapsıyor.
“ Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”(51 Zariyat, 56)
Cinlerin ve insanların yaratılış hedefi, Allah'a ibadete hasredildiğine göre, hayatın bütününü ölünceye kadar sadece şekli farzlar doldurabilir mi? Bu ancak ibadetin hayatın her yönünü kapsaması durumunda gerçekleşir. Fakat hayatın bütün alanını dolduramaz. Bu şekilde ancak Allah'ın nurdan yarattığı melekler ibadet edebilir. Yoksa insanoğlu bütün vakitlerini ibadetlerle geçiremez.
Şekli ibadetler namaz da olsa, zekât ve oruç veya hac da olsa belirli bir süreyi ve alanı kapsar, ya da kişi nafilelerle bu süre ve alanı artırabilir. Fakat hayatın bütün alanını dolduramaz.
“ Onlar gece-gündüz Allah'a tesbih ederler, usan-mazlar.” (Enbiya suresi, 20)
“ Allah'ın emirlerinde O'na isyan etmezler ve emrolundukları şeyleri yerine getirirler.” (Tahrim suresi 6)
Ya insan? Bir avuç topraktan yaratılan insan, usanır, yorulur, zihni dağılır. Bu yüzden usanmaksızın gece gündüz Allah'ı tesbih edemez. Zaten Allah da onu bununla mükellef kılmamıştır.
Bununla beraber onun bütün hayatı Allah için olmalıdır, zira Allah onu sadece ibadet için yaratmıştır. Peki bu, istenen ibadetler taabbudi, yani şekli ibadetlerde kalırsa gerçekleşebilir mi?
Asla! Bu ancak ibadetin manasının genişleyip yeryüzündeki insanın bütün eylemlerinin ona dâhil olmasıyla gerçekleşir. Bu da, her türlü amelin Lâ ilâhe illallah'a bağlanmasıyla mümkündür. Mesela:“Siyaset ibadettir…” Allah'ın şeriatı tatbik olunduğunda, yeryüzü gerçeklerine göre Rabbani adalet tatbik olunduğunda, insanların nefislerinde hayrı üretip şerri kırdığında, tek bir ilaha kulluk ettiğinde ve tağutlardan kurtarıp, hürriyete kavuşturduğunda, ibadet gerçekleşir.
“ İktisadi faaliyet ibadettir.” Helal kazançtan mal toplama olduğunda, temiz işlere harcandığında, kişisel veya toplumsal, ya da devletin dinamizmi şeklinde olduğunda, iktisadi faaliyetlerin her şekli bir ibadettir.
“Sanat etkinlikleri bir ibadettir.” Meşru olan sanat türleriyle hayra davet ve şerre savaş olduğunda, Rabbani anlayış ve yolun gereğince yeryüzünü imar ve Allah kelamının yüceltilmesi için insanları çalışmaya teşvik ettiğinde, sanatın her dalında verilen mücadele ve eylem ibadet olur.
Özet olarak söylersek: Rasülullah'ın insanlara, ibadetin insan hayatındaki büyük-küçük her şeyi kapsadığını öğretmek için buyurduğu gibi” ..hatta eşinin ağzına koyduğu bir lokma bile ” ibadettir.
Ribat Dergisi / Şubat 2006
Bu yazı 29/05/2008 tarihinde eklenmiştir.