HİCRET, İSLAM'A DOĞRU YOL ALMAKTIR.
Hicret, bir yerden başka bir yere göç etmek demektir. Müslümanlar bir yerde dinlerinin gereğini yapamaz duruma gelirlerse Allah'ın mülkü geniştir; bir başka bölgeye geçip ibadetlerine devam edebilirler.
Peygamberimiz (sas), insanları şirki, küfrü ve zulmü terk edip sadece Allah'a ibadete davet ederken, Mekkeli müşrikler Allah'ın elçisine hakaret ediyorlar, Müslümanlara işkencede sınır tanımıyorlardı. Peygamber Efendimiz de kendisine inananlarla beraber Miladî 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret etti.
Mesela Türk Ceza Kanunu'na göre devletin temellerini değiştirmek isteyenler cezalandırılır. Kanunlar, milletin ve devletin menfaatini düşünür; amma kanunları uygulayanlar yanlış karar verebilirler. Evini değiştiremeyen adam, devletin temellerini değiştirmekten muhakeme ediliyor. Böyle yanlışlıkların uygulandığı bir yerden hicret etmek tabiidir.
Avrupa'da sıranın üzerinde namaz kılarken öğretim üyelerinden biri sınıfa girdi. Namazdan sonra gittim müdüre. Özür diledim. "Ben Müslüman'ım. İbadet ediyordum." dedim. "Sana bir oda verelim." dedi. "Orada ibadet et..." Bana oda verdiler. Orası benim mescidim olmuştu.
Hiçbirinin aklından geçmiyordu, "Bu adam bizim ülkenin temellerini değiştirir mi?" diye!..
Hicrette sahabe, müşriklerin ve müşriklerle alakalı hallerin bol olduğu yerlerden İslam'ın yaşanabileceği yere geçmişler. Yani hicreti sadece "taşınmak" olarak ele almak faydalı olmaz. İlmihallerde, kitaplarda hicret anlatılır. Anlatılanlara aynen inanırım. Fakat hicretin sınırları çok geniştir.
Hicret insanın ruhunda olmalıdır.
Mesela günü gününe eşit olan zarardadır. "Yarın başka türlü yaşayacağım" demek hicrettir.
İnsanlar için bir helal daire vardır, bir de haram daire... Haram daireden helal daireye göç etmek hicrettir. Günahlara tevbe edip, daha iyi bir hayata geçmek hicrettir. Kötü programlarda televizyonu kapatmak, iyi programlarda açmak hicrettir. Çok kazanç sağlandığı halde kötü meslekleri terk etmek hicrettir. Kötü arkadaşla görüşmemek, alimlerin meclisinde bulunmak hicrettir. Yaşananlardan ibret almak hicrettir. Kısacası İslam'a uymayan halleri terk edip İslam'a uyan hallerle hallenmek hicrettir. Daha iyiye, daha iyiye gitmek hicrettir. Hicret bir kaçış değildir. Sıradan bir göç değildir...
"Arkada O, az önde kudsiler dörder beşer
Ve dirilişe yürüyordu bütünüyle beşer.
Bir sırlı seyahat ki semavî; fakat yerde
İçinde dönüş muştusuyla biraz ilerde...
Yürüdüler Allah'a güvenerek kol kola,
Ve bir gün ulaştılar devlete giden yola.
Mekke'de gurûb tasası Medine'de şafak,
Dünya yeni bir çağın kapısındaki apak!
Zamanda hareket, gönüllerde kıpırdanış,
Duyanlar duydu, duymayanınki bir aldanış...
Eridi kardan adamlar O'nun nefesiyle
Ve dirildi ölü gönüller altın sesiyle."
(Fethullah Gülen, Hicret Ekseni)
Hicret, 'En Sevilen Kişi'nin 'En Sevilen Yer'den ayrılmaya mecbur kalmasıdır.
Zaman Gazetesi / 10 Şubat 2007
Bu yazı 30/05/2008 tarihinde eklenmiştir.